Ülkücüler ve Terör

By Ergenekon | Mayıs 3, 2008
Under: Artakalanlar

Aynı soru yeniden gündeme geliyordu: Devlet içinde­ki bir devlet, ülkücüler eliyle terörü mü besliyordu? Bu­gün, Susurluk olayından sonra özellikle bu iddia önem kazandı. Ama olayın kargaşasından kafamızı kaldırıp ar­şivlere baktığımızda, bu iddiayı destekleyen önemli belge ve tanıklara rastlıyoruz, işte bunlardan bazıları.

1)    MİT’te o dönemde Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Mehmet Eymür, nice yıllar sonra müsteşarına yazdığı bir mektupta aynen şöyle diyordu:

“Bugün bütün dünyanın adından bahsettiği Abuzer Uğurlu14 1974-79 yılları arasında Yıldırım takma adıyla teşkilatımızca kullanılmıştır.”

Eymür, Uğurlu’nun daha sonra hasım servisin hizme­tine geçtiğini ve İpekçi cinayeti, Bahçelievler katliamı gibi provokatif operasyonlarda rol oynadığını belirtiyordu.

Eymür’ün mektubunda bu olaylarda rol alan Ağca ve Çatlı’nın adı zikredilirken de açıkça ajanlık iması yapılı­yordu:

“Bunları ancak normal bir vatandaş sağcı veya ülkücü olarak nitelendirebilir.”15

2)    Yıllar sonra Özal suikastına imza atacak bir başka ülkücü, Kartal Demirağ da, 70′li yıllarda bazı emekli subayların kendilerine eğitim verdiğini açıklayacaktı. Demirağ, bu eğitimi 32. Gün’den Çiğdem Anat’a şöyle anlatmıştı:

“80 öncesinde Ülkü Ocakları na kayıtlıydık. Onla­rın eğitim kamplarına katıldım. Türkiye’nin belli yer­lerinde kamplar vardı, ama onlar gizliydi. Emekli or­du mensupları eğitiyorlardı gençleri. 16

3).Bu resmi ve gizli örgütün bir başka tanığı ise dö­nemin Başbakanı Bülent Ecevit’ti.17 Ecevit, örtülü ödenekten bu örgüt için para istendiğinde konudan haberdar olmuş ve hemen araştırmaya başlamıştı. Sonunda ülke ça­pında komünizme karşı mücadele etmek için milliyetçi gönüllülerden, özellikle de MHP’lilerden bir sivil direniş teşkilatının kurulduğunu dehşet içinde öğrenmiş ve yaşa­dığı şaşkınlığı şöyle anlatmıştı:

” ‘Şimdiye kadar parasını nereden sağlıyordu bu ör­güt’dedim, ‘Amerikalılar gizli bir ödenekten veriyorlar­dı ‘ dediler. Tabii o zaman kuşkularım büsbütün arttı. ‘Peki nerede bu kuruluş, nerede çalışıyor’ dedim. ‘Ame­rikan askeri yardım binasının bir katında çalışıyor’ den­di.

Ecevit, bu bilgilere ulaştıktan sonra olayın üzerine git­meye karar vermiş, hatta 1 Mayıs 1977 katliamı gerçekle­şince kamuoyu önüne çıkıp, “Devletin içinde, ama devle­tin denetimi dışındaki bir örgüt”ün varlığını resmen açık­lamıştı.

4)    Avrupa’da Gladio’nun açığa çıkıp, Türkiye’de de Kontgerilla iddialarının en yoğunlaştığı günlerde CIA’in eski başkanı William Colby bir açıklama yapmış ve “Tür­kiye’de de Gladio benzeri bir örgütün bulunduğunu” söy­lemişti. Colby’nin açıklaması bütün tahminleri doğrularnitelikteydi:

“CIA, Türkiye’nin komünistlerin eline düşmemesi için bazı antikomünist kuruluşları desteklemiş olabilir.”

5)    Bu işbirliğinin bir başka önemli belgesi ise Doğan Öz cinayeti davasında idamla yargılanan ibrahim Çiftçi’nin avukatı tarafından yazılan bir dilekçede saklı. Çiftçi’nin avukatı Can Özbay, dönemin Cumhurbaşkanı Evren’e ve Başbakan Ulusu’ya yazdığı mektuplarda müvekkilinin kurtarılmasını isterken Çiftçi’nin çok önemli bir özelliğim hatırlatıyor ve aynen şöyle diyordu:

“Çiftçiye ait evrak Milli Savunma Bakanlığı ile Ada­let Bakanlığı bünyelerinde mevcuttur.”

14    Abuzer Uğurlu 1988 Eylülünde Hollanda’da ele geçirilen 99 kilo eroinle adını yeniden duyurdu. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olan Uğurlu 12 Eylül öncesinin silah ve uyuşturucu kaçakçılığının önde gelenlerinden biriydi. Uzun süre Bulgaristan’da yaşadı ve ünlü Kintex firmasıyla işbirliği yaptı.
15    1985 Temmuz.
15 Haziran 1992, Ecevit’e Başbakanlık konutunda verilen brifinge Hasan Esat Işık, Orgeneral Semih Sancar ve STK Başkanı General Kemal Yamak kadidi.29 Mayıs 1977.

Leave a Comment

Name:

E-Mail :

Website :

Comments :