12 Eylül ve Ülkücüler

By Ergenekon | Mayıs 4, 2008
Under: Artakalanlar

12 Eylül darbesi, ülkücü hareket için tam anlamıyla bir hayal kırıklığı ve yıkımdı. Yıllardır sokaklarda, okullarda, meydanlarda devlet adına savaşıp kan dökmelerine rağ­men sonunda takdir yerine tektirle karşılaşmışlar, iktidar koltuğu beklerken kendilerini birden cezaevinde buluvermişlerdi. Öpmeye çalıştıkları elden tokat yemenin acı­sıyla şaşkına döndüler, kırılıp küstüler… Fikirleri iktidar­da, kendileri zindandaydı. Mahkemeye çıktıklarında öfke doluydular. Türkeş sorgusuna “Cumhuriyet tarihimizin en önemli davasına bakıyorsunuz. Bizi yargılıyorsunuz. Tarih ise bizi olduğu gibi sizi de, iddia makamını işgal eden bu zevatı da yargılayacak. Hükmünü verecek” sözleriyle baş­layacaktı.

Sıkıyönetimde MHP davası başlarken, idamla yargıla­nan partililer, içinde bulundukları durumu bir türlü kabul edemiyorlardı. Hemen hepsi devlet tarafından kullanıldık­larına ve işleri bitince bir kenara atıldıklarına inanıyordu. Özellikle son dönem ülkücü harekete damgasını vuran Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları bu görüşe sahipti.

O kadrodan Yaşar Yıldırım darbe koşullarının olgun­laşması için terörün önlenmediğine inanıyor:
MHP Genel Başkam Alpaslan Türkeş ve 586 arkadaşı için Ankara, Çankırı, Kastamonu illeri Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcıtığı’nm hazırladığı E: 1980/7040, K: 1981/600 sayılı iddianame ile açılan MHP ve Ülkücü Kuru­luşlar Davası tutanakları.

“Geçmişe baktığımız zaman kullanılmanın ötesin­de şeyler var. Kullanılmış ve eski bir mendil gibi bir köşeye atılmıştır, hakaret edilmiştir, gururuyla oynan­mıştır, şahsiyetiyle oynanmıştır ülkücülerin… Yani kullanılmanın da ötesinde böyle bir hadise de olmuştur. Çünkü 1979 ile 1980 arasında ölen insanlara baktı­ğımız zaman 5000 ölen insanla karşılaşırsınız. Bunu engellemeye devletin gücü yetiyordu da niye bir yıl bekledi? Şartlar olgunlaşacaktı. Şartların olgunlaşması için herkes elinden geleni yaptı. ”

Ama ilk birkaç ay Sıkıyönetim’de MHP soruşturması yoğun bir şekilde sürerken, üçüncü ayın sonuna doğru, yukarıdan gelen bir talimatla hızlandırıldı ve dava, kanıt­lar daha tam toplanmadan alelacele açıldı. Kimilerine göre bu acelenin nedeni, hareketi bir an önce mahkûm etmekti. Kimileri ise “Devletin bize yine ihtiyacı var” diye düşün­düler ve haklı çıktılar.

Ülkücülerin mafyanın eline düşmesinin de bir mantı­ğı vardı Yaşar Yıldırım’a göre:

“80 öncesi ülkücülerin misyonu devlete göre ve belli güçlere göre bitmiştir. Niye? Çünkü artık komünizm tehlikesi kalmamıştır. Ülkücülerin sivil gücüne de kimsenin ihtiyacı yoktur. O zaman bu potansiyeli bir yerlerde değerlendirmek ve kontrol altına almak la­zımdır. Bugün iddiam şudur ki; mafya ile ilgili husus­larda mutlaka polisin bir ilgisi vardır. Yüzlerce arka­daşımız cezaevinden çıktıktan sonra simit parası bu­lamamıştır ve bir de kontrole alınmış… Niye? Bu in­sanlar i’atanını milletini sever. Ne olursa olsun, mafya olsun, başka bir yerde işadamı da olsun, bürokrat da olsun… vatanına milletine ihanet etmez. Onun için bu insanlar bir şekilde belirli yerlerde değerlendirilsin ve kullanılsın diye düşünülmüştür. “

Leave a Comment

Name:

E-Mail :

Website :

Comments :