12 Eylül Sonrası Ülkücülere Gelen Teklif

By Ergenekon | Mayıs 8, 2008
Under: Artakalanlar

Kullanılmak örneği Amerikan filmlerinden de anım­sanacağı gibi evrenseldi. Herkesin anımsayacağı bir örnek vardı. Rambo filminde Albay, eski askeri Johny ile şöyle konuşuyordu:

“Nasılsın Johny?
İyiyim.
Seni böyle bir yere gönderdiklerine üzüldüm.
Daha kötülerini de gördüm.
Sen beni dinler misin? Uzakdoğu’daki Cobra ope­rasyonuna yardımcı olabilecek kişileri bilgisayar sapta­dı. Bu görev için seninle beraber üç kişinin adını verdi.
Neden şimdi, neden ben?
71′de senin kaçtığın bu kamp, hedef bölgesinde. Kimse orayı senin kadar iyi bilemez…
Bu sefer kazanacak mıyız?
Bu sefer sana bağlı. ”

Vietnam Savaşı sonrası Rambo’ya gelen bu teklifin aynısı 12 Eylül sonrası cezaevindeki ülkücülere de geldi. Katliam sanığı olarak Mamak’ta yatan İbrahim Çiftçi, MİT görevlisi bir istihbaratçı yüzbaşının getirdiği teklifi hâlâ unutamıyor:

“- Güneydoğuda ihtilal idaresinin beceremediği ha­diselere karşı bizim mücadele etmemiz istendi. PKK ya,

ASALA’ya karşı veya Türkiye’nin maruz kaldığı hare­ketlere karşı mücadele etmemiz teklif edildi.

Yani sonuçta sizi hapishaneden alacaklardı, eğer kabul etseydiniz, tutukluyken?

Göndereceklerdi, ama bunun sonu ne olacaktı? Orada her şartta ölecektik. Ölüm bizi korkutmaz, ama kullanılmak bize ağır gelir, nefsimize. Onun için red­dettik. ”

Avukat Can Özbay aynı tür önerilerin öğrencilik yılla­rında kendisine de geldiğini anlatıyor:

“Ankara Hukuk Fakültesi Ülkü Ocağı başkanıyken birtakım siviller tarafından karşı kahvelere çağrıldım. Yüzünü gazetelerle kapatmış bazı şahıslar benim ce­sur olduğumu, hiçbir tehlikeden korkmadığımı, ko­münistlerle iyi mücadele ettiğimi, komünistlerle yap­tığım bu mücadeleyi devlet saffmda yürüttüğüm za­man gerekli yardımı yapacaklarını, gerekli parayı ve­receklerini söylediler. Yüzüne gazete kapatan bu şa­hıslara, ‘Biz ülkücüyüz, biz devletin tabii fedaileriyiz, devletin gönüllü askerleriyiz, öyle olunca, bırakın biz mücadelemizi kendimiz yapalım. Sizden para pul iste­miyoruz, mevkii makam istemiyoruz. Ayrıca ne ad al­tında olursa olsun herhangi bir görev kabul ettiğimiz takdirde kendi teşkilatımıza sorumlu düşeriz’ diye, bunları kibarca savdık başımızdan. ”

Ama bazıları reddetmedi. Çünkü koşullar cazipti. Bir şekilde yakalanırlarsa, firar etmelerine göz yumulacaktı. Hem içeriden kurtulacaklar, hem eski mücadelelerine de­vam edeceklerdi. Anlaşıp kolları sıvadılar.

Leave a Comment

Name:

E-Mail :

Website :

Comments :